9 Nisan 2020

ÇOCUKLARIN YAŞAM HAKKININ KORUNMASINDA DEVLETE DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜK

7 yaşında küçük bir çocuk olan (X), Ümraniye’nin uzak semtlerinden birinde ailesiyle oturmaktadır. Ailenin maddi durumu zayıf olduğundan (X), 4 km uzaklıktaki okula özel servis yerine belediyenin tahsis ettiği otobüsle gidip gelmektedir.

Olayda, karne günü olan 22 Ocak 2004’te İstanbul’da şiddetli kar fırtınası olmuştur. Kar yağışı nedeniyle okullar planlanandan önce idari tatile çıkmıştır. Çocuk (X) ise, okulların tatil olduğundan haberi olmaksızın kendisini alan belediye otobüsü ile okula gelmiştir.

Çocuk (X), belediye otobüsü gelmediği için dört kilometre uzakta olan evine, fırtınada yürüyerek gitmeye çalışmıştır. Öğrenci soğuktan donarak ölmüş ve cesedi ertesi gün bir dere kenarında bulunmuştur.

Konuyla ilgili olarak idare tarafından yapılan soruşturma sonucunda, her sabah yedi öğrenciyi alan ve akşam saatinde tekrar öğrencileri evine bırakan belediye otobüsüne o gün öğrencilerin öğlen saatlerinde dağılacağı haberini vermeyen müdür yardımcısı kusurlu bulunmuştur.

Bunun üzerine idarenin ölüm olayında kusurlu davrandığından bahisle idare mahkemesinde adli yardım istemli olarak tazminat davası açılmıştır. Mahkemenin istemiyle davacılar, kamu otoritelerinden aldığı belgelerle mali yoksunluk içinde olduklarını ispatlamaya çalışmışlardır.

Mahkeme; mali yoksunluk içinde bulunulduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle adli yardım istemini reddetmiş ve istenen harcın yatırılmaması nedeniyle dosyayı kapatılmıştır.

Ceza yargılamasında da olay trajik bir şekilde yürümüştür. Önce 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni verilmemiş, itiraz üzerine bu karar bölge idare mahkemesi tarafından kaldırılmış, ancak yargılamada ceza mahkemesi beraat kararı vermiştir.

Yargıtay işin esasına girmeden yapılan bir duruşmada kâtibin tutanakta imzasının olmadığını gerekçe göstererek beraat kararını usulden bozmuş, eksiklik giderildikten sonra tekrar beraat kararı verilmiştir.

AİHM; bir genel ilke olarak öğrenciler gibi savunmasız bireylerin yaşam hakkının korunması konusunda devletin pozitif yükümlülükleri daha geniştir. idari yargılamada; fakir olduğu anlaşılan kişinin adli yardım başvurusunun reddedilmesi suretiyle tazminat yolunun kapatılması adil yargılanma hakkının ihlalidir. olayda yedi yaşındaki bir çocuğun korunması konusunda özensiz davranılmıştır. (mahkeme masrafları da içinde olmak üzere toplam 54 bin 500 euro maddi tazminata hükmedilmiştir.)

İlbeyi Kemaloğlu ve Meriye Kemaloğlu/Türkiye, AİHM, No. 19986/06

40 total views, 1 views today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir